İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Gezilecek Yerler
Trendlerdeki Yazı

Küre Dağları Milli Parkı

Kastamonu ve Bartın il sınırların içerisinde yer almaktadır. Toplam 37.753 hektar büyüklüğünde olan alan 2000 yılında Milli Park ilan edilmiştir. 2012 yılında ise Küre Dağları Milli Parkı Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın 13. ‘Pan Parkı’ (Avrupa’nın Seçkin Milli Parkları Ağı) olarak ilan edilmiştir.

Küre Dağları Milli Parkı
+ - 0

Karadeniz Bölgesi’nin batısında, Küre Dağları üzerinde yerleşik Milli Park, tamamen bir plato karakteri taşır. Küre Dağları Milli Parkı’nın kapladığı alanın yüzölçümü 37.753 hektara, çevresindeki tampon bölge ise 134.366 hektara denk düşer. Yakın çevresinde süregelen yaşam, Milli Park sınırları içerisine yayılmamış ve milli park içerisinde hiçbir yerleşim kurulmamıştır. Yani, doğu-batı doğrultusunda uzanan Milli Park, yakın çevresi için fiziksel ve sosyal anlamda bir eşik niteliğindedir.Batı’da Bartın Çayı’ndan başlayan Küre Dağları, yaklaşık 300 kilometrelik uzunluğuyla Doğu’da Kızılırmak’a ulaşır. “İsfendiyar Dağları” adıyla da anılan sıradağlar Kuzey’de Karadeniz’e, Güneyde Gökırmak’a uzanır. Hareketli topografik yapısıyla, bu sıradağlar önemli bir peyzaj çeşitliliğinin de ev sahibidir. Orman, akarsu, çayır ve mera, maki, kayalık alanlar ve mağaralar, kıyı ve geleneksel tarım alanları gibi ana ekosistem tiplerini bir arada barındıran zengin habitatlarını, Anadolu’nun kuzeyini bir baştan ötekine saran kıyısal dağ sisteminin parçası olmasına borçludur.Küre, orta yükseklikte bir dağ sırası olarak sınıflandırılır. Zira en yüksek zirvesi, 2019 metre yüksekliğiyle Devrekâni ve Abana arasında yerleşik Yaralıgöz Dağı’dır. Sistem içerisindeki, tek alt-alpin bölge de işte bu zirvededir. 1746 metrelik Ballıdağ, 1282 metrelik Karakuz, 1804 metrelik Göynük ve 1657 metrelik Dikmen Dağları, Küre boyunca diğer önemli yüksekliklerdir. Küre Dağları’nın fazla girintili çıkıntılı olmayan Karadeniz tarafı kıyıya paralel uzanır. Denize ulaştıkları vadilerde akarsular, küçük koylar; aniden yükselen kıyılar ise falezler meydana getirir. Kıyı şeridinin tipik görüntüsünü bu koy ve falezler şekillendirir. Dağların kuzey eteğini izleyen kıyı yoluna Amasra, Kurucaşile, Cide, İnebolu, Abana, Çatalzeytin, Türkeli ve Ayancık sıralanmışken; güneyinde Ulus, Pınarbaşı, Azdavay, Kastamonu, Taşköprü ve Boyabat yer alır.

Küre Dağları sadece bitki ve hayvan zenginliğiyle değil, bu türlerin yaşam alanlarının da çeşitliliğiyle de dikkat çekiyor. Habitat ve peyzaj zenginliği, doğal ormanları, mağaraları, kanyonları, şelaleleri, jeolojik özellikleri, geleneksel kültürü ve mimarisiyle Küre’nin yaban hayatı dışındaki zenginlikleri Milli Park olması için fazlasıyla yeterli.Küre Dağları Milli Parkı, coğrafi ve jeolojik sayesinde birçok farklı canlıya yaşam alanı sunar. Milli parkta altı farklı ana ekosistem tipinin bulunduğu biliniyor, bu ekosistem tiplerine bağlı olarak çok sayıda canlının yaşadığı tespit edilmiştir. Bu farklı yaşam alanları ile parkın biyolojik çeşitlilik açısından büyük önemi bulunur.

TARİHİ VE KÜLTÜRÜ

Tarihin farklı evrelerinde pek çok seyyahın notlarına konu olmuş yörenin kayıtlı tarihi Hititlerle başlar. Ardından Frigyalılar ve Lidyalılar bölgeye egemen olmuşlar. M.Ö IV. yüzyılda Perslerin eline geçen Küre Dağları ve çevresi, sonrasında Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından fethedilir. Bölge Pontus Krallığı’na bağlı olduğu M.Ö. I. yüzyılda Paflagonya adıyla anılır. Roma İmparatorluğu’nun egemenliğini, M.Ö. 395 yılından itibaren Bizanslıların yönetimi izler. Türk egemenliği ise, 1105 yılında Danişmentlilerin bölgeye hâkim olmasıyla başlar. Küre Dağları’nda Anadolu Selçukluları, Çobanoğulları, Candaroğulları gibi Türk Beyliklerinin hüküm sürdüğü biliniyor. 1461’de Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmasının ardından, Cumhuriyet’in ilanına kadar el değiştirmemiştir.

 “Küre Dağları” adı, dağların orta kesimindeki Küre ilçesinin adından gelir. Kastamonu’nun ilçesi, bakırlı pirit yataklarının da ev sahibidir. Anıldığı bir diğer isim olan “İsfendiyar Dağları”, 1291–1461 arasında bölgede hüküm süren sekizinci Candaroğulları Beyi olan İsfendiyar Bey’e atfedilir.
Yörenin zenginliği, doğal değerlerinden ibaret değildir, geçmişten bugüne gelen kültürel değerler en önemli zenginliklerdendir. Kültürel değerler, özgün mimari dokusunu koruyan köy evlerinden, kadınların günlük yaşamlarında hala kullandıkları geleneksel renkli giysilere, el sanatlarından yöreye has yemeklere kadar çeşitlendirilebilir. Bazı bitki ve hayvan türleri tıbbi, aromatik ve gastronomik amaçlarla kullanılır.

MAĞARA
Yüzeyle bağlantısı olan ve gün ışığı ile bağlantısı kaybolacak derinliğe ve en az bir insanın sürünerek girebilmesine olanak verecek genişlik ve yüksekliğe sahip olan yeraltı boşluklarıdır. Küre Dağları Milli Parkı dünyadaki milli parklar içinde, envanteri yapılmış en çok mağarayı bulunduran milli parklardan biridir. 100 e yakın mağarayı bünyesinde barındırmaktadır.ABD de ki Carlsbad  caverns milli parkından sonra  en çok mağarayı bünyesinde barındıran milli parktır. araştırılan mağaraların özelliklerine bakıldığında hem uzunluk hem de derinlik açısından çok fazla potansiyel gözükmemektedir. En derin mağara, Ilgarini Mağarasıdır ve -250 m’ye inmektedir. En uzun mağara ise Eşekçukur Kuylucu (Çovurmatepe-6) dur ve en fazla 1,5 km ilerlemektedir. Diğer bütün mağaralar irili ufaklı bu iki kıstas arasında dizilmektedir. Mağaralar, görsel güzelliklerinin yanı sıra, barındırdıkları endemik canlılarla ve tür, türleşme, doğal seleksiyon vb. bilimsel mekanizmaların ortaya çıkarılmasında önemli derecede potansiyele sahip olmaları nedeniyle benzersiz habitatlardır. Ana popülasyondan ayrılan küçük popülasyonların çok hızlı bir şekilde farklılaştıkları bilinmektedir. Milli park da  İçinde arkeolojik kalıntıları barındıran mağaralarda bulunmaktadır. KDMP mağara turizmi açısından potansiyel bir bölgedir.


MAĞARA TURİZMİ AÇISINDAN


A. BUZ(LUK) MAĞARASI
Buz mağarası, Kurtgirmez bölgesinde orman içinde yaklaşık 45 dakikalık çok güzel bir yürüyüşün sonunda yer alan ve çok güzel oluşumları olan bir mağaradır. Bu mağara yarı-fosil durumdadır. Birçok oluşumun oluşması durmuş hatta dökülmeye başlamıştır. Baharda ise çok güzel buzdan sarkıtlara ev sahipliği yapar. 

B. EJDER MAĞARASI
Halihazırda Ejder mağarasına, Ilgarini’ne giden turistlerin yol üzerinde uğradığı bir mağara konumundadır. Kazla Mahallesi, Topmeydanı yaylasından Ilgarini’ne giden orman içindeki yolda bulunan mağara çok büyük bir boşluktur. 

C. ILGARİNİ MAĞARASI
Ilgarini mağarası, halihazırda tabelalarla reklamı yapılan, amenajmanı olmadan bir şekilde turistlerin uğrak yeri haline gelmiştir. Bu mağara yapılan en son biyolojik çalışmalar sonucunda ENDEMİK türleri içinde barındırdığı tespit edilmiştir. 

D MEDİL-1 MAĞARASI
Medil-1 Mağarası maalesef definelerce defalarca talan edilmiş, yer yer eski arkeolojik kalıntılarda gelişi güzel kazılmış veya patlatmalar yapılmıştır. Buna rağmen hem mağara oluşumları açısından hem de arkeolojik kalıntılarından dolayı, bu mağara ancak ve ancak turizme açılarak korunabilir.

Yazar Hakkında

Yorum Yap